Kalıcı ve derin ilişki nasıl kurulur.

Kalıcı ve Derin İlişkiler

İdealindeki ilişkiye sahip olabilirsin. Çiçekler gibi açabilirsin. Mutlu olabilirsin. Ancak başkasını sevme rollerinden önce “kendini sev” .

Gerçekten sev. Kendine aşık ol. Beyaz atlı prensini aramadan önce kendin prenses ol. İlişkilerde iletişim çok önemli. Kritik etmek yerine taktir etmeyi öğren.

Filmlerden, aşk romanlarından, reklamlardan, medyadan ve tabii ki yetiştirilme tarzımızdan elde ettiğimiz görgüye göre genelde güzel, seksi, zeki, fit ve hoş kadınların erkeklere çekici geldiği algısına sahibiz. Mantıken doğru olabilir de. O yüzden deli gibi kendimizi güzelleştirmeye, vücudumuzu çekici kılmaya uğraşıyor. Kozmetik sektörüne ve giyime tonla para yatırıyoruz. Diğer yandan bazı filmlerde bunun tersi mesajla da mutlu son verilmiyor değil. Güzel olmayan ama iyi yürekli kızın kazandığı filmler gibi. Bizlere sosyolojik olarak karışık mesajlar veriliyor.

Ama kendini geliştirmiş ve kültür düzeyi yüksek erkekler sadece dış güzelliği önemsemezler. Erkeklerin daha sezgisel ve içgüdüsel aşık olduklarını biliyor muydun? Bazen hoş bir erkeğin yanında ona hiç yakıştıramadığın bir kadın görür ve şaşırırsın. Aralarındaki bağı anlayamazsın. Çünkü erkekler, duygusal ihtiyaçları karşılandığında bağ kurar ve aşık olurlar. Flörtten ve geçici çıkmalardan bahsetmiyorum tabi ki.

Erkekler kadınlardan daha basittir. Olumsuz anlamda bahsetmiyorum. Yapıları ve yaradılışları böyledir. Birçok beyinsel farkla araştırmaları da bunu destekliyor. Erkekler kadının yanında kendini nasıl hissettiğini önemser. Yanında kendisi gibi olabildiği kişiyle güvene dayalı bir ilişki kurabilir.Aslında hepimiz için böyle değil mi?

Birinin yanında kendimizi rahat hissetmezsek, kendimiz gibi olamazsak onunla sağlam ve güçlü bağlar kuramayız. Kalıcı ve derin ilişkilerin temelinde bağ kurmak vardır, “bağımlı olmak” değil. Bağımlı olmak derken şunu söylemeye çalışıyorum. Senin henüz tamamlayamadığın eksik yanların, sevgi açlığın ve kendinle olan kavgaların varsa kendini sevme ve kabul görme ihtiyacını karşındaki kişiden beklersin. Bu bir ilizyondur. Bunları ancak sen tamamlayabilirsin kimse senin bu ihtiyaçlarını tamamlayamaz. Bir süre tamamlar belki ama bir süre sonra bu karşı cins için yorucu bir ilişki haline gelir ve senden hızla uzaklaşır.  Biriyle sevgi temelli bir bağ kurduğunda o da sana kalbini açar. Hangi enerjiyi verirsen, karşılığında o enerjiyi alırsın.

Mesela günümüzde sadece erkek zengin diye evlenen kızlar vardır. Evlilik gerçekleşir. Ama hüsranla biter. Çünkü temelinde sevgi olmayan şeyler yıkılır. Zengin erkek senin ondan sağladığın fayda karşısında senin başka bir özelliğini sömürür ve bu ilişki bir süre sonra iki taraf için de yıkıcı olur. İlişkileri mantıkla ölçüp biçmeye çalışmak iç sesimizi duymamızı engeller. Halbuki kadının sezgileri güçlüdür. Duygularına erişme yeteneği gelişkindir.

Duygular olumlu ya da olumsuz olarak gelebilirler. Her ikisi de kabul edilip yaşanmalı. Ama doğru kelime ve davranışlarla yani kırıp dökmeden, incitmeden olmalı. İşte burada çocukken öğrendiğimiz davranış kalıpları devreye girer. Mesela istediğini bağırıp çağırarak yaptırmaya alışmış bir çocuk büyüyünce de bu en bildiği yöntemi deneyecektir. Değersizlik duygusu bile doğru ifade edip paylaştığında kişinin gözünde değerin artacaktır. Seni neyin böyle hissettirdiğini samimiyetle ve nezaketle paylaştığında o olumsuz hissin etkisini hafifletmiş olursun.

Seçtiğin kelimelerde küçük değişiklikler, beden dilindeki önemli noktaları gözden geçirdiğinde aşk hayatın değişmeye başlayacaktır. Hepinize derinden ,samimi, aşk ve sevgi dolu, birbirinizi besleyebileceğiniz bir ilişki diliyorum.

Nilay Ejder Demirhan (İçindeki dişiyi uyandır kitabından esinlenilmiştir.)